Enerji, maden, çevre ve insan dengesi Milas'ta konuşuldu
Yeniköy Kemerköy Enerji ev sahipliğinde düzenlenen "Türkiye ekonomisi Milas'a geliyor" başlıklı Anadolu Sohbetleri programında enerji arz güvenliği, madenciliğin bölgesel kalkınmadaki rolü, çevresel sorumluluklar ve istihdamın geleceği farklı bakış açılarıyla ele alındı.
Türkiye'nin enerji geleceğine ilişkin tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemde düzenlenen “Anadolu Sohbetleri” bu kez Muğla, Milas’ta gerçekleşti. Programda yerli kaynakların rolü, enerji dönüşümü ve bölgesel kalkınma başlıkları sahadan örneklerle değerlendirildi. Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ile Ekonomi Gazetesi Yazarı Vahap Munyar'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen programa yaklaşık 100 kişi katıldı. Muhtarlar, yerel basın temsilcileri, bölge halkı ve sektör temsilcilerinin takip ettiği etkinlikte enerji üretimi, çevre ve toplumsal kalkınma arasında dengeli bir yaklaşımın gerekliliği vurgulandı.
Programın ilk bölümünde Yeniköy Kemerköy Enerji Genel Müdür Yardımcısı Burak Işık, şirketin enerji arz güvenliğindeki rolü, bölgesel ekonomik katkıları ve sürdürülebilirlik çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu. İkinci oturumda ise İTÜ Maden Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Ündül, TES-İŞ Yatağan Şube Başkanı Fatih Erçelik ve Muhtarlar Danışma Kurulu Sözcüsü, Karacaağaç Mahalle Muhtarı Dursun Uysal görüşlerini paylaştı.
Hakan Güldağ: "Eski bir maden sahasında ilk kez böyle bir buluşma yaptık"
Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ programın açılışında yaptığı değerlendirmede enerji konusunun küresel ekonomi açısından stratejik önemine dikkat çekti.
Güldağ, "İlk kez eski bir maden sahasında böyle bir program gerçekleştiriyoruz. Bu bizim için de bir ilk oldu. Dünyanın en büyük ticaret kalemi hâlâ enerji ve bu durum uzun yıllar değişmeyecek gibi görünüyor. Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol da ülkelerin enerji kaynaklarını çeşitlendirmesi gerektiğini sürekli vurguluyor. Yenilenebilir enerji yatırımları son derece önemli ancak yerli kaynaklar da enerji güvenliğinin vazgeçilmez unsurlarından biri. Özellikle yapay zekâ, veri merkezleri ve yeni teknolojilerle birlikte enerji ihtiyacı her geçen gün daha da artıyor. Bu nedenle enerji meselesine yalnızca bugünün değil, geleceğin ihtiyaçları açısından da bakmak gerekiyor” dedi.
Burak Işık: “Termik santraller, yenilenebilir enerji ile rakip değil, birbirinin destekçisi”
Türkiye'nin enerji talebinin hızla arttığını belirten Yeniköy Kemerköy Enerji Genel Müdür Yardımcısı Burak Işık, yerli kaynaklara dayalı üretimin stratejik önemine dikkat çekerek; "Dünyada enerji dönüşümü hızlanıyor ancak enerji arz güvenliği önemini koruyor. Termik, doğalgaz ithal yerli kömür nükleer. Bunlar sistemin dengeli çalışmasını sağlıyor. Türkiye enerji arz güvenliğine baktığımızda yerli kaynaktan elektrik üreten santrallerin stratejik önemini görüyoruz. Madem buradan çıkıyor, elektrik burada üretiliyor, burada tüketiliyor. Enerji arz güvenliği budur. Biz de bir yandan yerli kaynaklarla kesintisiz üretimi sürdürürken diğer yandan rehabilitasyon çalışmaları, zeytin taşıma projeleri, döngüsel ekonomi uygulamaları ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla geleceğe hazırlanıyoruz. Bu santraller yenilenebilir ile rakip değil, birbirlerini besleyen ve destekleyen sistemler. Hedefimiz bulunduğumuz bölgeye uzun vadeli ekonomik ve sosyal değer oluşturmak." diye konuştu.
Işık, bölgede enerji arz güvenliği, bölgesel kalkınma, istihdam, tarımsal üretim ve toplumsal yaşamın iç içe geçmiş durumda olduğunu söyledi:
“Yeniköy ve Kemerköy santralleri toplam 1.119 MW kurulu güçleriyle Türkiye'nin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 2,2'sini, Güney Ege'de tüketilen elektriğin ise yaklaşık yüzde 62'sini karşılıyor. Yerli linyitle yaptığımız üretim sayesinde yılda yaklaşık 1,4 milyar metreküp doğal gaz ithalatının önüne geçiyor, yaklaşık 600 milyon dolarlık kaynağın ülkemizde kalmasına katkı sağlıyoruz. Bölgede oluşan ekonomik ekosistem yaklaşık 100 bin insanın hayatına dokunuyor. Bu nedenle meseleye enerji, çevre ve insan dengesini birlikte gözeten bütüncül bir yaklaşımla bakılması gerektiğine inanıyoruz."
Doç. Dr. Ömer Ündül : "Maden hayatın başlangıç noktasıdır"
Madenciliğin modern yaşamın temelini oluşturduğunu söyleyen İTÜ Maden Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Ündül; “İnsanoğlu ilk yaratıldığı andan itibaren doğaya değiyor. Değdiğiniz anda madenlere temas ediyorsunuz. İnsanlık maden ile başlıyor. Madencilik gelişmişlikle doğru orantılı artmak durumunda. İnsanlığın ihtiyaçları bu zorunluluğu beraberinde getiriyor. Kullandığımız telefonlardan elektrik şebekelerine, hastanelerden yenilenebilir enerji teknolojilerine kadar hayatımızdaki her şey madenlerle başlıyor. Bu nedenle mesele ‘madencilik yapılsın mı yapılmasın mı’ tartışması değildir. Asıl mesele, madenciliğin bilimsel, çevreyle uyumlu ve sürdürülebilir şekilde nasıl yapılacağıdır. Enerji dönüşümü yaşanıyor ancak enerji dönüşümünün kendisi de madenciliğe dayanıyor. Elektrikli araçlar, güneş panelleri, rüzgâr türbinleri ve veri merkezleri daha fazla maden kullanımını gerektiriyor. İletkenler, çipler ve kullanılan malzemeler madenden üretiliyor. Dolayısıyla geleceğin dünyasında madenciliğin önemi azalmak bir yana, daha da artacak" dedi.
Maden sahalarının üretime hazır hale gelmesinin uzun yıllar alan teknik ve idari süreçler gerektirdiğine dikkat çeken Ömer Ündül, "'Acele kamulaştırma' ifadesi kamuoyunda yanlış anlaşılabiliyor. Buradaki amaç üretimi hızlandırmak değil, yıllar süren teknik ve idari hazırlıkların zamanında başlatılabilmesidir. Bir maden sahasının üretime hazır hale gelmesi çoğu zaman birkaç yıl alan planlama, altyapı ve saha hazırlıklarını gerektirir. Dolayısıyla acele kamulaştırma, madenciliğin hemen başlayacağı anlamına değil, bürokratik süreçlerin ve hazırlık çalışmalarının gecikmeden yürütülmesine imkân sağlayan bir yöntemdir" ifadelerini kullandı.
Programın yapıldığı Hüsamlar sahasına da değinen Ündül, “Olumsuz örnekler her sektörde var, iyi uygulama yapanlar onlarla da mücadele etmek zorunda kalıyor çünkü bu örnekler sektörde olumsuz izlenim yaratıyor. İçinde bulunduğumuz, yakında orman olarak göreceğimiz bu yer eski bir maden sahası. On sene sonra bu fidanlar ormana dönüştüğünde burada bambaşka bir izlenim oluşacak. Bu rehabilitasyon çalışmalarının yurtdışında çokça örnekleri var derslerimizde hep anlatıyoruz. Şimdi bizim ülkemizde de bir örnek olacak” diye konuştu.
Fatih Erçelik: "Soma'da yaşananlar önemli bir uyarı"
Soma örneğine değinen TES-İŞ Yatağan Şube Başkanı Fatih Erçelik, enerji üretim tesislerinin bölgesel ekonominin temel unsurlarından biri olduğunu söyledi:
"Öncelikle söylemek isterim ki, kömür de santral de zeytin de bizim. Yeniköy ve Kemerköy santralleri ile maden işletmelerinde yaklaşık 3 bin 100 kişi doğrudan çalışıyor. Ama etkisi bundan çok daha fazla. Nakliyecilerden esnafa, servis işletmelerinden yerel üreticilere kadar yaklaşık 100 bin kişilik bir ekonomik ekosistemden söz ediyoruz. Biz Soma'da yaşananları gördük. Çalışanların en büyük kaygısı santralin kapanması. Çalışanların tamamı bölgede yaşayan insanlar. Biz göç olsun istemiyoruz. Madencilikle çevre birlikte yapılabilir zaten çalışanlar olarak biz en yakın takipçisiyiz. Bunun en büyük örneğini Soma'da yaşıyoruz Böyle bir durumda bölgenin ekonomik hareketliliği de ciddi şekilde etkileniyor. Milas'ın benzer bir süreç yaşamaması için Soma örneğinden ders almalıyız. Milas Soma olmasın diye mücadele veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz."
Santralleri denetlemek için bir komisyon kurmayı teklif eden Erçelik, “Santral nasıl çalışıyor hep birlikte komisyon kuralım, birlikte denetleyelim. Niyeti düzgün olan herkesle bu yolu yürümeye hazırız” dedi.
Dursun Uysal: “Bölgedeki zeytin varlığı artırılıyor”
Muhtarlar Danışma Kurulu Sözcüsü ve Karacaağaç Mahalle Muhtarı Dursun Uysal ise zeytin taşıma çalışmaları ve bölgedeki sosyal projeler hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Uysal, "Muhtarlar Danışma Kurulu olarak zeytin taşıma çalışmalarını ilk günden beri yerinde takip ediyoruz. Taşınan ağaçları tek tek gördük. Hatta bazı ağaçlarda kısa süre içinde yeniden hasat yapılabildiğine şahit olduk. Bugün 4 binin üzerinde zeytin ağacı taşınmış durumda. Yeni dikimlerle birlikte bölgedeki toplam zeytin varlığının artacağını görüyoruz. Sürecin en önemli taraflarından biri de taşıma ve dikim çalışmalarında bölge insanının görev alması ve ek gelir elde etmesi" diye konuştu.